Home / Barkod Sistemi / Hava Kuvvetleri Üzerine Derin Düşünceler Serisi

Hava Kuvvetleri Üzerine Derin Düşünceler Serisi

Hava Kuvvetleri Üzerine Derin Düşünceler Serisi – Bölüm 1

Zaman hızla değişiyor. Teknoloji gelişiyor ve insanın günlük hayatında, hayata bakış açısında derin değişimler yaratıyor. Elbette ki, bu durumun askeri yaklaşımları, teknikleri, taktikleri, stratejileri etkilememesi düşünülemez. Hele ki, askeri havacılık gibi “en hızlı kuvvet” söz konusu olduğunda. Bu nedenle yeni yazı dizimizin ilk bölümünü zamanın ruhunu kavramak konusu üzerine inşa etmeye karar verdim.

Hayatımıza her gün birçok modern kavram kabul ediyoruz. Bunların çoğu bilgi ve iletişim teknolojileri ile direkt alakalı. Yapay zekâ, makine öğrenmesi, büyük veri, vs.vs… Fakat bu bölümde yeni teknolojilerin içine dalmaktan, teknik izahatlarla vakit harcamaktan ziyade, çerçevesini / habitatını anlamak ve algılamak üzerine yazacağım. Bu nedenledir ki üzerinde duracağımız kavramlar: Üstsel Kuruluşlar (Exponential Organizations) ve Yıkıcı Teknolojiler (Destructive Technologies) olacak.

YENİ KAVRAMLAR

Bu kavramlarla daha önce tanışmış olanlara bir sözüm yok. Elbette yazanların bakış açısından da etkilenerek kafalarında bir model oluşturmuşlardır. Bununla birlikte ben yeni ve Türkçe tarifler vermek istiyorum, genel okuyucu kitlemiz için.

Örneğin: Yıkıcı Teknolojiler kavramını nasıl izah edebiliriz? Gerçek hayattan örneklerle başlayalım isterseniz. Kripto para, Bitcoin, vb. şeyleri elbette duymuşsunuzdur. Bir artan bir azalan, insanlara büyük karlar ve zararlar yaptıran nesneler. Ülkemizde ineklerle dolu çiftlikler kuracağım diye para toplayan meşhur tosuncuğumuz bile, yurt dışına kaçıp kripto para çiftliği işine girdi malumunuz.

Bu kripto paraların üzerine inşa edildiği teknolojik yaklaşımın adı Blok Zincir. (BlockChain) Özünde oldukça mantıklı ve verimli bir teknolojik yaklaşım. Bilgiyi, her insanın isterse bir parçası olabileceği, dağınık ama bütüncül bir veri zincirinde tutmak üzerine kurgulanmış. Böylece merkezi kontrol ve teknolojinin bir üst güç / akıl tarafından içeriden manipüle edilmesi kavramlarına meydan okuyabiliyor.

Merkezi bir yapıyı / otoriteyi reddedip, dağınık, güvenli,  anonim veri altyapısı sunduğu için, oldukça ilgi çekiyor. Fakat bu teknoloji tabanının kullanım alanı, sadece kripto paralarla sınırlı değil. Günümüzde birçok küresel banka ve finansal organizasyonları da güvenliklerini bu teknoloji üzerine inşa etmeye başladılar. (Hyper Ledger Fabric konusunu detaylıca araştırabilirsiniz.)

Aynı şekilde bir maden ya da çiftlikten başlayıp, ara ürün üreticisine, oradan ürüne, oradan tüccara, oradan da son kullanıcıya giden yolda, sayısız lojistik (nakliye) operasyonları icra etmek gerekiyor. Bu lojistik zincirin güvenliğinin de hızlıca blok zincir teknolojisi üzerine inşa edilmeye başladığını görmekteyiz. Çünkü bu teknoloji tabanı hem insanlı hem de insansız kullanımlarda oldukça verimli bir altyapı sunuyor.

EMİR KOMUTA ZİNCİRİ

Bildiğiniz üzere askerlik emir komuta yapısı üzerinde inşa edilmiş bir organizasyondur, savaş makinesidir. Blok zincir teknolojisinin bu emir komuta yapısını güvenilir kılmakta da kullanılması mümkün. Bu sayede sadece askeri değil, askeri kurumlar ile ilgili sivil otoritelerin, kanunların ve denetçilerin de hiyerarşi içindeki somut varlığıyla, yeni darbe girişimlerinin kökünden önlenmesi mümkün olabilecektir. Sadece askeri alanla sınırlı kalmamaktadır blok zincir teknolojisinin güvenlik amaçlı kullanımı. İstihbarat akışı, kamusal bilgi işlem güvenliği, ülkenin tüm üst yönetim kademesinin veri güvenliği ve güvenilirliğini de sağlamak mümkün. Bu nedenle Havelsan firmamız konu üzerinde oldukça ciddi çalışmalar yürütmektedir. (Çorbada bizim de bir tutam tuzumuz oldu ise, ne mutlu bize.)

Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim: Aybars iyi güzel tarif ettin etmesine ama bu teknolojinin “Yıkıcılığı” nerede? Şöyle izah edeyim. Klasik bir lojistik yani kargo firması düşününüz. Taşıyacağı ürünleri kendisine işverenlerden toplar. Aktarma istasyonlarında ayırır. Çeşitli araçların içine yerleştirir. Bir diğer ana aktarma noktasına nakleder. Oradan şubelere sevk eder. Şubelerden ise dağıtır. Barkod sistemi vb. bilişim unsurlarıyla desteklenmiş olsa da, insan hala bu sistemin özüdür ve işlem sırasında sayısız hatalar yapılmaktadır. Fakat bu yeni yaklaşımla süreç tamamen otomatize ve hatasız hale getirilebilir. Hatta kargonun dağıtım kısmı dronlara bile emanet edilebilir. (Bu hususta sayısız haber okuduk ve okumaya devam etmekteyiz.) Peki, ne oldu? Teknoloji desteğiyle yeni bir yaklaşım, yeni bir iş yapma metodu geldi. Bu metot eski yol ve yöntemleri tamamen yıktı. Yerine geçti ve daha iyisini sunabildi. İşte bu nedenle adına “Yıkıcı Teknolojiler” demekteyiz.

 

İNSANSIZ BİR DÖNEM

Söz konusu az önce bahsettiğimiz kargo örneği olunca, birçok insanın işsiz kalacağı muhakkak. Fakat total adet olarak daha az sayıda olsa da, yeni iş ve istihdam alanlarının yaratılacağı da muhakkak. Yani köklü bir değişim ve dönüşüm söz konusu. Artık 10.000 az nitelikli kişi istihdam ederek kargo dağıtan bir organizasyon; 500 adet programcı, network, veri tabanı, vs. uzmanı, insansız sistemler bakım teknisyeni, vb.vb. daha yüksek nitelikli elemanla, aynı işi, daha kaliteli, hızlı ve hatasız biçimde görebilecek. Ayrıca bunu sadece kargo gönderici ve alıcısıyla sınırlamak zorunda da değil. Bahsettiğim üzere ürünün ham maddeden, son kullanıcıya kadar geçirdiği tüm evrelerde daha nitelikli bir takip ve kontrol söz konusu. (Akıllı Şehirler ve Lojistik Şehirler konusunu araştırabilirsiniz.)

Peki, ben bu yıkıcı teknolojiler konusunu neden uzun uzun anlatıyorum. Çünkü savunma ve havacılığımız ile de direkt alakalı. Kavramları doğru yerine oturtmak şartıyla, anlaşılması gerekiyor. Örneğin “Stealth” yani radar ve sensörlere yakalanmama teknolojisi. Bu sadece bir teknoloji ve yıkıcı olma özelliği taşımıyor. F-117’den günümüze uzun süredir gelişen, değişen, kullanılan bir unsur.

Fakat bunu ağ merkezli harp ile, sensör füzyonu ile, başka bir uçağın yada platformun attığı füzeyi güdümleyebilmek ile, insansız sistemlerle tam entegrasyon ve ortak harekat icra edebilmek ile birleştirdiğinizde, 5. nesil ve stealth özellikli F-35 yada TF-X yıkıcı bir teknolojiye dönüşüyor. Çünkü bir sistem olarak, kendinden önceki tüm sistemleri etkisiz ve geçersiz kılabiliyor.

Bu nedenledir ki günümüzde birçok rakip ülkeyi 5. nesil ve ötesindeki havacılık teknolojileri üzerinde çalışırken görmekteyiz. Dikkat ediniz stealth demedim. Çünkü bu teknoloji sadece bir alt alan. Eğer ona yoğunlaşır isek, büyük resmi kaçırıyoruz. Aynı İHA/SİHA konusuna at gözlüğüyle bakmamamız gerektiği gibi.

Bildiğiniz üzere Baykar “büyük bir baluk” üzerinde çalışıyor. (Akıncı SİHA) Üzerine yerli AESA radar koymayı da düşünüyor. Yani bu baluğun F-16 ya da F-35’den atılan bir füzeyi güdümleme şansı da bulunuyor. Peki, sizce bu ve benzeri yakın gelecekte göreceğimiz baluklar, hava üstünlüğü mücadelesinde oyunu “Yıkıcı Biçimde” değiştirme potansiyeline sahip olmuyor mu? Düşünsenize TF-X artık radarını açmak ve aktif sinyal yayılımıyla düşmana görünür hale gelmek zorunda kalmıyor…

TEKNOLOJİ HER ŞEY Mİ?

Yıkıcı teknolojiler, ardında yatan derin felsefeler, yeni yaklaşımlar, teknolojiler, teknikler, taktikler, stratejiler diyoruz demesine amma ve lakin… Sakın ümitsizliğe kapılmayın ve bu gaz ile bakış ve düşünüş açınızı kısıtlamaktan da kaçının. Çünkü temel bir gerçek var. 300 yıl önce üretilmiş ağızdan dolma bir tüfek, 1000 yıl önce üretilmiş bir kılıç, hala adam öldürebiliyor. Yani teknoloji her şey demek değil.

Güçlü yanları kadar, zayıf yanları ve zaafları da bulunuyor. Bunun en güncel ve somut örneğini, ağ merkezli harp imkânından yoksun bile olsa, tek başına çalışacak bir S-400 hava savunma sistemine karşı, ölçüsüz Amerikan tepkisinden görebiliyoruz. Yani yaklaşımlar ve iş yapma yöntemleri ne kadar gelişirse gelişsin, insanoğlu karşısında çaresiz değil. Daima yapacak şeyler ve karşı yaklaşımlar ve stratejiler bulunabiliyor.

Konu daha çok su kaldırır ve üzerine sayısız makale de yazdırır. Fakat bu günlük tadında bırakalım. “Üstsel Kuruluşlar” kavramını da ileride incelemek üzere saklayalım.

Bu arada eski okur ve takipçilerime bir bilgi sumak isterim. Kişisel nedenlerden ötürü uzunca bir süre yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Lütfen kusuruma bakmayınız. Beni Twitter, Facebook vb. diğer sosyal medyada takip eden okuyucularımdan da özür diliyorum. Linkedin hariç tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım. Onu da muhafaza etmemin tek nedeni, kariyer odaklı bir sosyal ağ yapısına sahip olmasıdır.

Kaynak: www.kokpit.aero

Bir önceki yazımız olan DNA Barkod Takip Sistemi başlıklı makalemizde barkod takip ve dna barkod ve barkod programı hakkında bilgiler verilmektedir.

About admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir